İcra ve iflas hukuku, borçların zamanında yerine getirilmemesi durumunda alacakların devlet gücü aracılığıyla tahsil edilmesini düzenleyen hukuk alanıdır. Bu hukuk dalı, alacaklıların haklarını korurken borçluların da hukuka aykırı veya ölçüsüz işlemlere karşı korunmasını amaçlar.
Bir alacağın tahsil edilememesi, hem bireyler hem de şirketler açısından önemli mali sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle icra takiplerinin doğru türde başlatılması, ödeme emirlerinin dikkatle incelenmesi ve yasal sürelerin takip edilmesi gerekir.

İcra takibi, alacağın dayanağına göre ilamlı veya ilamsız şekilde başlatılabilir. Mahkeme kararına dayanan alacaklar için ilamlı icra takibi, mahkeme kararı bulunmayan para ve teminat alacakları için ise ilamsız icra takibi gündeme gelebilir.
Bunun yanında çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklar için özel takip yolları bulunmaktadır. Kullanılacak takip yolunun yanlış belirlenmesi sürecin uzamasına veya işlemlerin iptal edilmesine neden olabilir.
Takibin başlamasının ardından borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlunun, tebliğ edilen belgeyi dikkatle incelemesi ve varsa itirazlarını yasal süresi içerisinde bildirmesi gerekir. Borca, imzaya veya yetkiye itiraz edilmesi takip türüne göre farklı sonuçlar doğurabilir.

Takibin kesinleşmesi ve borcun ödenmemesi hâlinde borçluya ait malvarlığı değerleri üzerinde haciz işlemi uygulanabilir. Banka hesapları, taşınır ve taşınmaz mallar, araçlar veya üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklar haczin konusu olabilir.
Ancak her malvarlığı değerinin haczedilmesi mümkün değildir. Kanunda borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürmesi için gerekli bazı mallara yönelik haciz sınırlamaları bulunmaktadır. Hukuka aykırı haciz işlemlerine karşı şikâyet ve itiraz yollarına başvurulabilir.
Haczedilen malların satış işlemlerinde de belirli süreler ve usuller uygulanır. Satış talebinin süresi içinde yapılmaması veya işlemlerde usulsüzlük bulunması, haczin düşmesine ya da satışın iptal edilmesine yol açabilir.
İcra takipleriyle bağlantılı olarak çeşitli davalar gündeme gelebilir. Bunlar arasında:
- İtirazın iptali davaları
- İtirazın kaldırılması başvuruları
- Menfi tespit davaları
- İstirdat davaları
- Tasarrufun iptali davaları
- İstihkak davaları
- İhtiyati haciz talepleri
- Konkordato ve iflas işlemleri
yer almaktadır.
İtirazın iptali davasında alacaklı, itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaya çalışırken; menfi tespit davasında borçlu, borçlu olmadığının tespitini talep edebilir. İstirdat davası ise borçlu olunmadığı hâlde yapılan ödemenin geri alınmasına yönelik olabilir.
İcra ve iflas hukukunda birçok işlem kısa ve kesin sürelere bağlıdır. Ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi, borç bulunmadığı hâlde takibin kesinleşmesine neden olabilir. Alacaklı açısından ise yanlış takip yolunun seçilmesi veya haciz ve satış sürelerinin kaçırılması tahsilat sürecini zorlaştırabilir.
Gökmen Hukuk Bürosu olarak bireysel ve kurumsal müvekkillerimize icra takiplerinin başlatılması, ödeme emirlerine itiraz, haciz ve satış işlemleri, alacakların tahsili ve borç yapılandırma süreçlerinde hukuki destek sunuyoruz. Dosyaları hem alacaklı hem de borçlu açısından değerlendiriyor, uygulanabilecek hukuki yolları açık ve anlaşılır biçimde aktarıyoruz.
